4857 sayılı İş Kanunu kapsamında çalışan işçilerin, işverenle olan hizmet ilişkilerinin sona ermesiyle birlikte belirli hak ve alacakları doğar. Bu alacaklar arasında başta kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti, yıllık izin ücreti, ulusal bayram ve genel tatil ücretleri gibi kalemler yer alır. İşçi, bu alacaklarını işverenden talep edebilir; ancak çoğu zaman bu alacaklar kendiliğinden ödenmez ve hukuki takibi zorunlu hâle gelir.
İşçi alacakları ile ilgili taleplerin etkin ve doğru bir şekilde yürütülebilmesi için iş hukuku alanında uzman bir avukatın desteği, sürecin en sağlıklı biçimde işlemesi açısından önemlidir. Öncelikle, iş sözleşmesinin sona erme biçimi, haklı fesih olup olmadığı, işçinin çalışma süresi, ücret yapısı gibi detaylar incelenerek bir alacak hesaplaması yapılır. Bu hesaplamaya dayalı olarak işçiye hukuki danışmanlık sunulur ve gerekirse arabuluculuk başvurusu yapılır.
İş davalarında zorunlu arabuluculuk süreci, dava şartı olarak düzenlenmiştir. Arabuluculuk aşamasında, avukatın hukuki bilgi ve deneyimi, işçinin haklarının eksiksiz bir şekilde savunulmasını sağlar. Anlaşma sağlanamaması hâlinde dava açılır. Bu noktada avukat, doğru dilekçe yazımı, delil sunumu, tanık dinletme ve bilirkişi raporlarına itiraz gibi teknik konuları üstlenerek işçinin lehine süreci yönetir.
İşverenle bireysel olarak müzakereye giren işçi, çoğu zaman eksik ödeme yapılmasını kabul etmek zorunda kalabilir. Oysa avukat aracılığıyla yürütülen yasal süreçler, işçinin tam ve eksiksiz alacağını elde etmesini sağlar. İşçi alacaklarının zamanaşımı süresi 5 yıl olduğundan, gecikmeksizin bir avukata başvurmak büyük önem taşır.

